Türk Ocakları Isparta Şubesinin düzenlediği, "Bir Millet İki Devlet" olan Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva'nın konuşmacı olduğu "Türk Dünyası'nın Dünü,Bugünü,Yarını" konulu konferans gerçekleşti. Yoğun bir katılımın takip ettiği Öğretmenevi konferans salonunda ki program iki saat sürdü. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi M.Kemal Atatürk, silah arkadaşları ile ezan dinmesin, bayrak inmesin, vatan bölünmesin diye toprağa düşen, şehadet şerbetini içen şehitlerimize saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı okundu. SDÜ Öğrencisi Alpereren Uçar'ın sunduğu programın ilk bölümünde geçen senenin faaliyetleri sinevizyon gösterisi şeklinde hatırlatıldı. Eğitimci Mehmet Benli'nin okuduğu Azerbaycan şiiri ve 20 Şubat 2015'te bölücüler tarafından, okuduğu İzmir Ege Üniversitesi'nde katledilen Ülkücü Şehit Fırat Çakıroğlu'nu anıp, Fatihalar gönderildikten sonra  Türk Ocağı Şube Başkanı Op. Dr. Levent Başyiğit açılış konuşmasını yaptı ve şöyle dedi:
 

"29 Ekim 1933 de büyük Türk milliyetçisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin  kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor. "Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir, hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir."

 

Evet böyle diyor asrın lideri Atatürk.

 

Bu büyük insandan sonra bir başka büyük insan Başbuğ Alparslan Türkeş de 1944'lü yıllardan sonra Türklerin sadece Türkiye'de olmadığını, o tarihlerde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içinde Orta Asya'da bulunan  bugünün Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistanı'nı oluşturan Türk soydaşlarımızın olduğunu, hatta 1900'lü yılların başında  terketmek zorunda kaldığımız Balkanlarda, Irak'ta, Suriye'de Türk soydaşlarımızın bulunduğunu, dünyadaki bütün Türklerin birleşmesini simgeleyen Kızıl Elma'yı kulaklarımıza fısıldamaya başladığında bizler çocuktuk. Yıllar bu iki Türk Milliyetçisini haklı çıkarttı ve 1991 yılında kardeşlerimiz birer birer özgürlüklerine kavuştular, bağımsız devlet oldular. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kardeş devletleri tanıyan ilk ülke olma onuru ve gururunu yaşadı.

 

İşte bu gece bu hikayenin dünü ve bugünü ile birlikte, esas yarınının ne olması gerektiğini bizlere anlatacak bir isimle, Türk Dünyası'nın parlayan yıldızı Ganire Paşayeva ile sizlerin huzuruna çıkmış bulunmaktayız. Davetimize icabet ettiği için sayın Paşayeva'ya teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

 

Özgeçmişi okunan günün konuğu Paşayeva konuşmasında özetle şöyle dedi.

 

Değerli Ispartalılar, kıymetli Türk Ocaklılar  sözlerime Büyük Gazi  M.Kemal Atatürk'ün "sevinci sevincimizdir, kederi kederimizdir" dediği Azerbaycan  Türk'ü Kardeşlerinizin selamlarını getirdiğimi belirterek başlamak istiyorum.Yine her yerde duyduğumuz, duymaktan büyük üzüntü duyduğumuz bir hususu açıklamama lütfen izin veriniz. Bizi tanıtırken "Azeri Milletvekili,Azerbaycanlı Milletvekili" diye anons ediyorlar.Değerli misafirler, eğer bizi kastediyorlarsa biz Azeri değil Türküz, ben de Şşrefli Türk milletinin bir ferdiyim. Bu nedenle ha Türkiye'de yaşamışım, ha Azerbaycan'da yaşamışım, ha Özbekistan, Yakutistan, Türkistan veya  Balkanlarda yaşamışım ne fark eder, bu bir ülkenin adı olabilir ama benim Türk diye kendimi ifade etmemi, Türk Milletinin bir ferdi olduğumu haykırmamı engellemez. Bu yanlış söylem ile gençlerimizin, çocuklarımızın beyinlerine yanlış tohumlar ekiyoruz, farkında değiliz. Bu ifadeler bizi bir birimize yakınlaştırmıyor, aramıza mesafe koyuyor, bundan hızla uzaklaşmamız lazım. 

 

Türk Ocağımızın belirlediği konferans konusu "Türk Dünyasının Dünü, Bugünü,Yarını". Yarınını şimdi konuşmak çok doğru bir davranış olmaz sanırım. Biz bugününe bir bakalım. Bugünün sorunlarını çözemezsek yarınını yahşi, güzel hale getiremeyiz. 25 Şubat 2017 Hocalı katliamının 25. seneyi devriyesidir. Peki o tarihte ne olmuştu ? Hocalı katliamı ile Dağlık Karabağ'ın işgali ile Türk Milletinin Doğu Türkistan'dan başlayan Türkiye'ye kadar olan sınırı, Türk kardeşlerin birbiri ile olan komşuluğu engellenmiştir. Peki bunu kim ister,düşünür? Yüzyıllar boyu atalarımız ile kim savaştı ise o düşünür. Rusya bu coğrafi birlikteliği bozmak için Ermenistan'ı silahlandırarak, arkasında durarak bu projeyi gerçekleştirmiştir. Yoksa Ermenistan'ın bunu düşünmesi, yapabilmesi mümkün değildir. Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'ı işgal edilerek,Hocalı katliamı yapılarak Türkiye'ye gözdağı verilmiştir,Türkiye'nin kilidi açılmak istenmiştir.Bizleri yok edebilirlerse sıra Türkiye'ye gelecektir. Bizler Türkiye'nin ileri karakoluyuz. Suriye'de Türkmen Dağı,I rak'da Kerkük, Telafer vb. Balkanlarda ki, Kafkaslarda ki, Orta Asya'daki Türk kardeşlerinizin oluşturduğu devletler Türkiye'nin ileri karakollarıdır. Bizleri düşürürlerse bilin ki sıra Türkiye'dedir.

 

Türk Milleti her gün şehit veriyor. Peki, gencecik bedenler biz hür yaşayalım diye toprağın altına girip şehit olurken, bizim hiç bir şey olmamış gibi gülüp oynamaya, eğlenmeye hakkımız var mı? Sosyal Medyada kullanıcılar araştırılmış Fransa'da, İngiltere'de bilgiye ulaşmak için kullanma gibi bir sonuç çıkarken Türkiye'de çıkan sonuç ne biliyormusunuz, eğlence, malesef eğlence. 

 

Ben Azerbaycan'ın Avrupa Konseyi Millettvekili temsilcisiyim. Belçika'nın temsilcisi meslektaşıma Dağlık Karabağın işgalinin kınanması oylanması sırasında yardımını istediğimde bana ne dedi biliyormusunuz. "Bana devamlı Ermenistan'dan ileti, mektup, telefon gelir, beni baskı altında tutarlar. Ben şimdi senin istediğin gibi oy kullansam benim halim ne olur tahmin edebiliyormusun? Bu nedenle oyumu düşünmeden verdim gitti" demiştir. İşte biz sosyal medyayı eğlence olarak kullanırsak, uluslararası sorunlarda ülkemiz lehine bir lobicilik, bir etkileme aracı olarak görmezsek daha çok canımız yanar, daha çok Hocalı katliamı yaşarız.

 

Konferansın ardından Azerbaycan Devlet sanatçısı, Milli Kültür Üniversitesi hocası Nuriyye Hüseynova birisi Çırpınırdın Karadeniz olmak üzere iki şarkı söyleyerek salondaki milli duyguyu  daha yükseğe çıkarttı.

 

Günün anısına hazırlanan Şilt ve Hediyeler Isparta Türk Ocağı'nın banisi, hamisi, hadimi Prof. Dr. Bayram Kodaman, SDÜ Türk Yurdu Topluluk Akademik Danışmanı Prof. Dr. Mahmut Bülbül ve Türk Ocağı Başkanı Op. Dr. Levent Başyiğit tarafından takdim edildi. Daha sonra kitabını imzalayan konuk ve katılımcılar Türk Ocağı'na geçerek sohbet devam etti.

 


PAYLAŞ