Kırklareli Şubesi’nin Geleneksel Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta Lüleburgaz Türk Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi, Yerel Tarih Araştırmacısı ve Koleksiyoner Mustafa GÜLTEKİN’in ve Yerel Tarih Araştırmacısı Selçuk TEMELATAN’ın konuşmacı olarak katıldığı “Kırklareli ve Lüleburgaz Bağlamında Osmanlı Dönemi Mezar Taşları” konulu program gerçekleştirildi. Programa Lüleburgaz Türk Ocağı Başkanı Emrah GÜLTEKİN, Kırım Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği İstanbul Şube Başkanı Celal İÇTEN, Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sezai ÖZTAŞ, Kırklareli Üniversitesi Balkan Araştırmaları Müdürü Doç. Dr. Ertuğrul KARAKUŞ,  birçok akademisyenin ve öğrencinin yanısıra konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Program, Şube Başkanı Öğr. Gör. Utku Mehmet ÖDEN’in programı takdiminin ardından Tarih Araştırmacısı Selçuk TEMELATAN’ın Osmanlı Dönemi mezar taşlarının fiziki ve içerik özellikleri ile ilgili sunumuyla başladı. Selçuk TEMELATAN, Kırklareli ve Lüleburgaz’daki Osmanlı Dönemi mezar taşlarından örnekler vererek mezar taşlarının sadece taştan ibaret olmadığını, mezar taşlarına baktığımızda önce kiminle muhatap olunduğunu ve medfunun sosyal statüsü ile ilgili bilgileri bizlere verdiğini dile getirdi.

Program Tarih Araştırmacısı Mustafa GÜLTEKİN’in sunumuyla devam etti. Mustafa GÜLTEKİN, Selçuk TEMELATAN ile birlikte yaptıkları Lüleburaz Osmanlı Dönemi Mezar Taşlarını tespit ve deşifre çalışmalarında Kırklareli Tarihi ile ilgili birçok yeni bilgilere ulaştıklarını dile getirdi. Bu bilgilerden bazıları şunlardır:

1. İlk Kadın Hava Şehidimiz Kırklareli’de. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın uçuş şehidi Mefharet Hakkı Hanım 27 Ekim 1927'de Kırklareli'de 'Halka Uçuşu Sevdirme Programı' kapsamında yolcu olarak bindiği Junkers A20 tipi uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybetmiştir. Mezarı Kırklareli Şehitliğinde bulunmaktadır.

2.Çinli Hocanın kabri Gebze’de bulundu. Osmanlı döneminin son ulemalarından Nakşibendiye şeyhlerinden ve alimlerinden Lüleburgazlı Mehmed Eşref Efendi her ne kadar ömrünün tamamını Lüleburgaz'da geçirmemiş ise de burada İlk tahsilini yapmış ve Lüleburgaz'da vefat ettiği biliniyordu. Bu yüzden de mezarı bu güne kadar bir çok akademisyen ve araştırmacı tarafından Lüleburgaz'da aranmış ve  bulunamamıştı. Mehmet Eşref Efendi son devir Osmanlı ulemasındandır. 1839 (Hicrî 1255) yılında  Lüleburgaz'da doğmuştu. 1870 senesinde açılan İmtihanı kazanarak Fatih Cami dersiamlığına tayin edildi. 1886'da talebe mezun edip icazet vermeye muvaffak oldu. 1874'te Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi'nin teklifi ile İbtida-i Hariç rütbesinde İstanbul ruûsu ilim rütbesi verildi. Sonra Süleymaniye rüûsuna,  ilim rütbesine kadar yükseldi ve Süleymaniye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. 1904'te haftada bir toplanan Şifa-i Şerif heyetinde üyeliğe seçildi. 1887 senesinde Ramazan ayında huzur dersleri muhataplığına, 1909'da huzur dersleri ikinci ders mukarrirliğine tayin edildi. 1911'de ise 1. Mukarrir tayin edilip 7 sene bu vazifede kaldı. Dördüncü rütbeden Osmanlı ve mecidi nişanı ve üçüncü rütbeden mecidi nişanı verilmiştir.  Halifeliğin irtibatını sağlamak ve din bilgilerini öğretmek için Sultan II. Abdülhamid tarafından Çin’e gönderilmiştir Bu sebeple Çinli Hoca diye de anılmıştır.

3. Bu güne kadar Yunan işgali sırasında, Yunan askeri tarafından şehit edilen bir çok kişiyi duymuş ve okumuş olsak dahi, Bilinen tek bir mezar taşına rastlanmamıştır. Mustafa Gültekin ve Selçuk Temelatan’ın birlikte yaptıkları alan araştırması sonucunda Kırklareli / Lüleburgaz'a bağlı bir köyde Yunan askerleri tarafından şehit edilen bir kişiye ait mezar taşı tesbit edilip, taşın çevirisi yapmıştır. Taşta yazan yazının bir kısmı ise şöyledir; YUNAN İŞGALİ ZAMANINDA GECELEYİN KAPISI KIRILIP YUNANLILAR TARAFINDAN ŞEHİD EDİLEN HACI MOLLA OĞLU ALİ AĞANIN RUHUNA FATIHA

4. Türk Fikir Hayatının Önemli Bir İsmi Lüleburgaz’da. Ubeydullah Efgani Afganistan'da doğup ilk ve orta öğretimini bu ülkede yaptıktan sonra yüksek öğrenimini Hindistan'da din ilimleri ve din felsefesi üzerine yaptı. Ardından Mısır ve Hicaz’da bulunduktan sonra Anadolu'ya yerleşmiş bir süre İzmir'de kaldıktan sonra Lüleburgaz’ın bir köyüne yerleşip burada da Ticaretle meşgul olmuştur. Balkan savaşlarında civar köylerden topladığı gençlerle Yaklaşık 300 kişilik bir Müfreze kurmuş ve Bulgar çetelerine karşı mücadele etmiştir. Ubeydullah Efgani, II Meşrutiyet döneminde Türkçülük fikrini benimsemiş ve din adamlığı kimliği ile Türkçü fikirlerini ayet ve hadislerle alışılagelmişin dışında yorumlar getirerek savunmuştur. Osmanlı'nın son döneminde çok önemli iki Eser yazmıştır. Bu eserleri Kavm-i Cedid ismindeki eseri ve Mucizevi Peygamber adlı kitaplardır. Bu iki eserde Ümmetçilik, Türkçülük,  Türkçe Kur'an ve hutbe, Şii-Sünni meselesi, mehdilik, batıl inançlar, cihad, Balkan Savaşları, yanlış din algısı gibi dönemin yaygın ve tartışmaları konularını  ayet ve hadislerle yorumlayarak bu konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Ubeydullah Efgani mezarı bugüne kadar bilinmemekte olup Mustafa Gültekin ve Selçuk Temelatan’ın çalışmaları sırasında bulunmuştur. Türk fikir hayatında önemli bir yere sahip olan Efgani Lüleburgaz'ın bir köyünde Yunan çeteleri tarafından 1919'un Nisan ayının başında Şehit edildiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Program sonrasında şube başkanı Utku Mehmet Öden konuşmacılara ve dinleyicilere teşekkür ederek Ubeydullah Efgani’nin daha önce günümüz Türkçesine aktarılmayan eserleri ile ilgili derhal çalışmalara başlayacaklarını, Lüleburgaz’daki kabrini Lüleburgaz Türk Ocağı ile birlikte restore edeceklerini ve Ubeydullah Efgani için bir tanıtım günü düzenleyeceklerini dile getirerek konuşmacılara plaketlerini takdim etmek üzere Kırım Türkleri Yardılaşma ve Dayanışma Derneği İstanbul Şube Başkanı Celal İÇTEN’i sahneye davet etti. Celal İÇTEN konuşmacılara plaketlerini takdim etti ve Kırklareli Türk Ocağını faaliyetlerinden dolayı tebrik ederek dernek adına Başkan Utku Mehmet ÖDEN’e Kırım Bayrağı ve çok sayıda kitap hediye etti.


PAYLAŞ