Masallar, bir varmış bir yokmuş diye başlar. Ancak mutlu biter onlar. Bazı masallar ise masal değil dünyaya ait hikyeler olur. Gökten de üç elma düşmez. “Bir yokmuş.” dendiği an, ölümdür onun anlamı. Gökten düşen elma değil, acı olur, insanların yüreğine.

Ölüme uyanmak, boşluğa uyanmaktır. Bir varmış bir yokmuş demenin anlamını  çözmektir. “Daha şu gün konuştuk, şu tarihte görüşmüştük.” demek. “Hastalığından haberimiz neden olmadı?” diye pişmanlık duymak, ah çekmek ve içi yanmaktır. “Neden o?”  diye yanmak... Birden kendinizi sahipsiz hissetmek...

“Yeri doldurulamazdı.” demektir.

Yeri doldurulmaz olmak.

Ölen kim olursa olsun yeri doldurulamıyor. Hele din limi ise. Öyle uyduruktan, üfürükten din âlimi değil; gerçek anlamıyla âlim. “Âlimin ölümü, âlemin ölümü!” hadisindeki âlimlerden. “Zamanla o boşluk dolar.” denir ya “Bütün boşluklar doldurulur.” denir ya. Dolmaz hiç. Sadece alışılır varlığına. Âlimleri kaybettikçe bu boşluklar artar, artar ve dünyayı sarar. Bu büyüyen boşluğun adı yok oluş olur, kıyamet olur.

Her âlimin ölümü kıyamete doğru yaklaşmanın bir adımı olur sadece.

Hasan Onat Hoca. Dosttu.

Her bayramda ilk o arardı. Mesaj atmaz, bizzat arayarak inceliğini, zarafetini gösterirdi.

Tok sesi, net fikirleri, ayağı yere sağlam basan bilgisi, “Akıl, akıl, akıl” deyişi... Aklımıza kazınmış dik, kararlı, kendine ve söylediklerine güvenen, inanan hâli...

“Kur’an, akıl, din, bilim... Hayat, akıl, din... Akıl, akıl, akıl...  Kitabımızda akıl 40 kez geçer. “Akletmez misiniz?” der Kitap’ımız. Akletmez misiniz?” dedi, çırpındı.

Bizi akıllandıramadı.

Bu sabah boşluğa kalktım. Uyanmadım. Zaten uyuyamadım. İnsanın kendini boş çuval gibi hissetmesi neyse hâlim o. Hâlimiz... Onu seven ve değerini bilenlerin hâli.

Ülke bu hâldeyken sırası mıydı hocam!

Yazacak çok şey, söyleyecek çok sözün varken daha...

Belki akıllanırdık. Kim bilir!

Görür ve sevinirdin.

Allah’ın takdiri.

Boynumuz kıldan ince.

Yine de yanmadan olmuyor.

Memleket yanıyor hocam. Sen su döküyordun yangına. Dostlarınla birlikte.

Şimdi o alan boş kalacak. Yangın o alanda senin yokluğunu fırsat bilip büyüyecek.  Tam da senin su döktüğün yerde... Yanlış din algısının olduğu yerde. Zaten yangın oradan çıkmıştı büyük oranda. Orası sönse gerisini söndürmek daha kolaydı. Ahlak, bilim, hayat, din, akıl... Bunlar yandığı için biz de yanıyorduk, dibi boyluyorduk.

O saha harlanmaya devam edecek şimdi. Aklı devre dışı bırakan din algısı bitirecek bizi hocam. O yangın yakıyor bizi. O yangın büyüyor.

Her ölüm erkendir. Bazıları çok erken. Hasan Hoca gibi. Yaşı 63 daha Hoca’nın. Peygamber yaşı.

Peygamber toyu yapamadık sana hocam.


PAYLAŞ