4 Ekim 2020 tarihindeki seçimlerde, Kırgızistan’da dört parti Meclis’e girmeye hak kazanmıştı. Birimdik Partisi (Birlik Partisi) %25.98 oy ile birinci, Mekenim Kırgızistan Partisi (Vatanım Kırgızistan Partisi) %24.56 oy ile ikinci, %8.6 oy ile Kırgızistan Partisi üçüncü, %7.62 oy ile Bütün Kırgızistan Partisi dördüncü olmuştu.

Meclis’e giren dört partiden üçünün, Devlet Başkanı Sooronbay Ceenbekov ile bağlantılı olduğu bilenmekte. Meclis’e giren Birimdik Partisi’nin Genel Başkanı Asılbek Ceenbekov, Devlet Başkanı Sooronbay Ceenbekov’un en küçük kardeşi olarak dikkat çekmekle birlikte Mekenim Kırgızistan Partisi de ülkenin güçlü isimlerinden Matraimov ailesiyle bağları bulunuyor. Rayimbek Matraimov, geçen yıl yapılan “yolsuzluk karşıtı” protestoların hedefindeki isimlerin başında gelmekteydi.

Meclis’e giremeyen partiler, seçim sonuçlarını protesto etmek amacıyla 5 Ekim 2020 tarihinde eylem çağrısında bulunmuş; seçimlerin adil olmadığını ve oyların satın alındığını iddia etmişti. Ata Meken, Zamandaş, Respublika ve Bir Bol Partilerinin liderlerinin konuşmalarının ardından, partilerin üye ve seçmenleri Ala-Too Meydanı’nda gösteri için toplandı. Göstericiler, polisin sert müdahalesine rağmen Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Meclis Binası’na girmeyi başardı.

Bişkek’te, Devlet Ulusal Güvenlik Komitesi Binası’nın göstericilerin kontrolüne geçmesiyle birlikte eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in serbest kalması sağlandı; yine ülkenin önde gelen siyasetçilerinden, 12 yıl hapis cezası bulunan Sadır Caparov ve 17 yıl hapis cezası bulunan eski Başbakan Sapar İsakov serbest bırakıldı. Muhalif isimlerden Atambayev, İsakov, Caparov ve Babanov, haklarında yürütülen yargılamaların bağımsız, hukuka bağlı bir mahkeme tarafından tekrar görülmesi yönünde talepte bulundu.

Halk protestoları sonunda Başbakan Kubatbek Boronov istifa etti ve geçici hükûmet başkanlığı görevine Sadır Caparov seçildi. Bişkek Belediye Başkanı Aziz Surakmatov, 6 Ekim sabahı istifa ettiğini açıkladı. Bütün Partisi milletvekili Ömürbek Suvanaliev, Devlet Milli Güvenlik Komitesi Başkan Vekili, Bütün Partisinden eski İçişleri Bakanı Kursan Asanov, Bişkek Komutanı, Bir Bol Partisinden Almambet Şıkmanatov Başsavcı vekili, Zamandaş Partisinin milletvekili adayı Melis Turganbayev Devlet Cezaevi Kurumunun başına geri döndü. Cooşbek Koyonaliyev Bişkek’in geçici Belediye Başkanlığı görevine getirildi. Bütün Kırgızistan Partisi lideri Adakhan Madumarov da yeni oluşturulan Koordinasyon Merkezine başkanlık ediyor. Maliye Bakanlığına ise vekâleten Kıyalbek Mukaşev atandı. Kırgızistan’ın Çüy, Issık Köl, Talas, Narın, Oş, Batken Celal-Abad bölgelerinin tam yetkili yöneticileri istifa etti.

İstifalar ve yeni atamalar gerçekleşirken muhalefet partileri arasında fikir ayrılığı da yaşanmaya başlandı. Sadır Caparov’un Başbakanlığını kabul etmeyen Ata Meken Partisi, Tilek Toktogaziev’i Başbakan adayı olarak açıklarken, Respublika Partisi ise eski Başbakan Ömürbek Babanov’u Başbakan adayı olarak açıkladı. Muhalefet arasındaki iç çekişmeleri durdurmak amacıyla eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in etkisiyle Ata Meken, Reforma, Respublika ve Bir Bol Partileri ortak aday olarak Başbakanlığa Ömürbek Babanov’u aday gösterdi. Ata Meken Partisinin Başbakan adayı Tilek Toktogaziev ise Başbakan Yardımcılığına aday gösterildi.

İttifak hâlinde olan dört siyasi parti, Ala Too Meydanı’nda bir miting düzenledi. Mitinge eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Ömürbek Babanov, Tilek Toktogaziev ve eski Başbakan Sapar İsakov katıldı. Atambayev konuşmasında, güce ihtiyacı olmadığını eğer böyle bir isteği olsa ikinci dönemde başkan olabileceğini ancak bir dönem Cumhurbaşkanlığı yaparak örnek oluşturduğunu belirtti. Atambayev, Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde güneyli bir adam için kampanya yaptığını ve kuzey-güney düşüncesini de bir kenara bıraktığını ifade etti.

Miting sonrası Bişkek Ala Too Meydanı’nda saldırı olayları baş gösterdi. Sadır Caparov’un taraftarı olduğu iddia edilen kişiler, eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’e ve diğer siyasilere silahlı saldırı düzenledi. Saldırı sonucunda, Ata Meken Partisinden Tilek Toktogaziev ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Durumu kritik ve yoğun bakımda olduğu bilgisi paylaşıldı. Saldırıda eski Başbakan Temir Sarıyev’in koruması da öldü. Bu eylemler sonucunda eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ve ailesi ülkede darbe yapmak ve yönetimi değiştirmek suçundan dolayı tekrardan tutuklandı.

Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ise bütün bu gelişmeler yaşanırken 10 Ekim 2020 tarihinde yürürlüğe girmek üzere Bişkek’te OHAL ilan etti. Ceenbekov, “Belirsizlik durumundan çıkmayı, durumu kontrol altına almayı ve barışı sağlamayı hedeflemeliyiz.” açıklamalarında bulundu. Başkentte OHAL 10 Ekim’den 21 Ekim’e kadar devam edecek.

Seçimler, protestolar, istifalar ve OHAL’in gölgesinde 10 Ekim’de toplanan Parlamento, Sadır Caparov’u geçici Başbakan olarak seçti. Sadır Caparov’un Başbakan seçilmesiyle bu tartışma son bulurken merak edilen bir başka konu, Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un istifa edip etmeyeceği oldu. Başbakan Sadır Caparov, siyasi istikrarın ve ülkede normalleşme sürecinin başlamasıyla Cumhurbaşkanı Ceenbekov’un istifa edeceğini iddia etti. Cumhurbaşkanı Ceenbekov da verdiği demeçte, ülkede her şeyin normale dönmesiyle istifa edebileceğini belirtti. Sadır Caparov’un Başbakan olmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile yaptığı görüşmeler sonucunda Cumhurbaşkanı Ceenbekov, 15 Ekim 2020 tarihinde görevinden istifa etti. Anayasa’ya göre Ceenbekov’un istifasının akabinde Meclis Başkanı Kanatbek İsayev’in Cumhurbaşkanı olması gerekiyordu ancak İsayev, bu görevi reddetti. Başbakan Sadır Caparov, Cumhurbaşkanlığı görevini de geçici olarak üstlenmiş oldu.

5 Ekim 2020’ye kadar gelinen sürecin arka planına bakıldığında, Kırgızistan’da başlayan halk gösterilerinin olacağının işaretleri daha önceden verilmekteydi. İlk olarak Nisan 2019 tarihinde eski Başbakan Ömürbek Babanov, Rusya’dan Kırgızistan’a gelmek istemiş; Bişkek’te gösteri düzenleyeceğini beyan etmiş, ancak tutuklanma endişesi ve toplumsal ayaklanma çıkacağı endişesiyle havaalanından geri dönmüş; sürecin devamında Bişkek’e gelerek muhalif hareketin içinde yer almıştı. Ağustos 2019 tarihindeki Koy Taş olaylarında eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev darbe yapmak suçlamasıyla tutuklanmış ve küçük çaplı gösteriler, iki gün boyunca sürmüştür. 2019’dan 2020’ye geçen süreçte Kırgızistan halkı, Sooronbay Ceenbekov’un getirmiş olduğu yasal düzenlemelere karşı rahatsızlıklarını dönem dönem dile getirmiş; ülkede yolsuzluğun giderek arttığını ve ülke topraklarının yabancı ülkelere özellikle Çin’e satıldığını belirtmişlerdir. Kırgızistan halkı, mevcut devlet başkanı Sooronbay Ceenbekov’un görevi bırakması için protestolar ve eylemler yapacağını son bir buçuk yıllık süreç içerisinde göstermiştir.

Kırgızistan, 1991’de bağımsızlığını kazanmış genç bir ülke olarak “ulus-devlet” oluşturma sürecini çok sağlıklı bir şekilde ilerletememiştir. Bağımsızlık sonrası Kırgızistan’da modern anlamda “ulus-devlet”in oluşum sürecinde farklı kimliklere yönelik politikaların nasıl olacağı konusunda çeşitli fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Yabancı ülkelerin siyasi ve ekonomik yaptırımları da bu süreci zorlaştırmıştır. Bundan dolayı Kırgızistan’da “ulus-devlet” inşa süreci oldukça çalkantılı bir şekilde gerçekleşmiştir. Bağımsız Kırgızistan Cumhuriyeti’nde 2005 ve 2010 yıllarında iki halk devrimi gerçekleşmiştir. İlk halk devriminin ortaya çıkmasında, üç temel unsur dikkat çekmektedir: Birincisi, halkın sosyo-ekonomik yaşam standartlarının gerilemesi; ikincisi, yabancı devletlerin Kırgız halkının kültür değerlerini dikkate almadan toplumu dönüştürme çabası; üçüncüsü, iktidarın varlığını halkın üzerinde hissettirmesidir.

Askar Akayev’in ailesinin, yakın çalışma ekibinin yolsuzluk yapması, Lale Devrimi’ne sebep olmuştur. Bu olumsuzluklara karşı 2005 yılında gösterilen tepki, büyük bir sosyal harekete dönüşmüş ve “Lale Devrimi” olarak değerlendirilmiştir. Bu kitle hareketi sonucunda iktidar değişikliği yaşanmıştır. Eğitim ve ahlak yapısından başlayarak insan gururuna kadar her kurum bozulmuş; rüşvet, en büyük sorun olmuştur. Siyasette ve devlet kurumlarında ehliyet ve liyakat ilkeleri göz ardı edilmiş, üretim sektörünü canlı tutan fabrikalar kapatılmış, kamu ihalelerinde çeşitli yolsuzluklar yapılmış ve sosyal hayatta yoksulluk dönemi başlamıştır.

Mart 2005 olayları sonucu oluşan siyasal yapı ile karşılaşılan sosyal ve ekonomik durum, halkın beklentilerini karşılamamıştır. İktidara karşı memnuniyetsizlikler, ülkede farklı gösterilerin yaşanmasına yol açmıştır. Her geçen gün artan halk gösterilerinin önü alınmaz olmuş ve 7 Nisan 2010 tarihinde bir sosyal harekete dönüşerek kanlı ayaklanmalar meydana gelmiştir. Hem 2005 hem 2010’da kitleleri harekete geçiren mekanizmalar farklı olsa da sosyal hareketlerin ortaya çıkış sebepleri benzerlik göstermektedir.

Halk, 2005 devriminde talep ettiği değişimi kitlesel gösteriler ve barış yoluyla elde etmiştir. Nisan 2010 devrimi ise kanlı gösterilere ve ölümlere sebep olmuştur. İki devrimin sosyal hareketler bağlamında ortaya koymuş olduğu karakter, toplumun beş yıl gibi kısa sürede sosyal değişime uğradığının en açık kanıtıdır. Çünkü 2005 devriminde barış yollarını zorlayan, demokrasi kavramı ön planda tutularak değişim modeline başvurulurken 2010 devriminde şiddet, baskı toplumsal hareketin en önemli eylem repertuvarı olmuştur.

2010 yılından 2020’ye gelindiğinde halk gösterilerinin temelinde, Sooronbay Ceenbekov’un aile üyeleriyle birlikte ülkeyi yönetme arzusu, yolsuzluk ve Kırgızistan topraklarının yabancı devletlere satıldığı iddialarından oluşmaktadır. Özellikle Korona virüsü salgını sürecinde BM, DSÖ ve yabancı ülkelerden gelen diğer yardımların Kırgızistan halkının çıkarları doğrultusunda kullanılmadığı iddiaları, Sooronbay Ceenbekov’un şiddetle eleştirildiği bir başka konu başlığını oluşturmaktadır. 2005 Lale Devrimi’yle benzerlik gösteren etkenler, bugün meydana gelen gösterilerde bulunmaktadır. Halkın refah seviyesinin düşmesi, yolsuzluk iddiaları ve kültür yozlaşmasına yol açan adımlar, tepkilerin ana sebebini oluşturmaktadır. Bugün meydana gelen olaylarda, “dış müdahale” akla gelen sorulardan birisi olmaktadır. FETÖ, SOROS ve Rusya’nın müdahalelerinin olup olmadığı tartışılan bir noktadır. Ancak Kırgızistan’da son yıllarda Kırgız millî kimliğinin olgunlaştığı, yükselen bir milliyetçiliğin olması göz önünde bulundurulduğunda Kırgızistan halkının bugünkü gösterilerde kendi kaderini kendisinin tayin etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Kırgızistan halkının yaşlı, orta ve genç nüfusu bağımsızlıktan bu yana geçen 29 yıllık süreçte refah seviyesinin artması, ekonomik endişelerin geride kalması ve ülke kaynaklarının Kırgızistan halkının çıkarlarına uygun bir şekilde değerlendirilmesi talepleri, 5 Ekim 2020 gösterilerinin temel çıkış noktasıdır. Başbakan olarak seçilen Sadır Caparov’un milletvekilliği dönemindeki söylemleri, ağırlıklı olarak Kırgızistan’ın yer altı kaynaklarının Kırgızistan halkının çıkarları doğrultusunda kullanılması gerektiği yönündedir ve yabancı ülkelerin Kırgızistan’da sömürü düzeni kurmasını sert bir şekilde eleştirmiştir. Caparov, milliyetçi söylemleriyle dikkat çeken bir siyasetçi kimliğine sahiptir ve 5 Ekim olaylarının öncesinde ve sonrasında Kırgızistan halkının Sadır Caparov’a büyük bir ilgisinin olduğu açıktır. Milletvekilliği seçimleri öncesi Birimdik Partisinin (Birlik Partisi) ve bazı Rusya yanlısı partilerin Rusya ile birleşme için referandum talebine, Kırgızistan halkı tarafından ciddi bir tepki gösterildi. Bunun yanı sıra Ata Meken gibi partiler de Batı yanlısı olmakla itham ediliyor. Bu süreçte Kırgız millî kimliğini, Kırgızistan halkının ekonomik, kültürel ve sosyal çıkarlarını gözeteceğini ifade eden Sadır Caparov, halkın nazarında öne çıkan isim olmaktadır. Kırgızistan halkı, krizlerden çıkış yolunu ne Batı’da ne de Rusya’da görmektedir. Kırgızistan halkı, ilerleme ve gelişmenin Kırgız millî kimliğine bağlı kalınarak sağlanacağını düşünmektedir.

Sosyal hareketler bağlamında 5 Ekim gösterilerinde, yeni sosyal hareketler ve klasik sosyal hareketler arasında harekette kimlik krizi de görülmektedir. Hareketin işleyişi ve nitelikleri, sistemi değiştirme talebi ile barış yanlısı gösterilerle ortaya çıkmış ancak bazı sert müdahaleler, sosyal hareketi çatışmacı sınırlar içine çekmiştir. Şiddet ve çatışma ile talep edilen değişim elde edilirken hareket klasik sosyal hareketler kimliğine bürünmüştür. Eylemler sırasında yağma, şiddet ve soygunlara karşı gençlerin, kadınların sahne alarak kamu binalarını, işletmeleri koruması ve sokakları temizlemeleri geçmişe göre sosyal hareketin paradigma değişimine uğradığı görülmektedir. Şiddete karşı sivil itaatsizliğin, barışın, çevrenin ve insan haklarının korunması öne çıkmaktadır. Bu bağlamda Mart 2005 ve Nisan 2010’da meydana gelen halk gösterilerindeki şiddet, yağma ve etnik çatışmaların Ekim 2020 gösterilerinde görünmemesi, demokrasi olgusunun ve ulus-devletin oluşumu açısından umut vericidir.

Kırgızistan’da yaşanacak istikrarsızlık, ülkenin jeopolitik konumu sebebiyle bölge ülkelerini de olumsuz etkileyecektir. Bunu önlemek için 5 Ekim gösterileri ivedilikle sonlandırılıp siyasetçiler tam anlamıyla uzlaşma yoluna giderek ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi sağlanmalıdır.


PAYLAŞ