Arap Baharı coğrafyasında ABD'yi hedef alan protesto dalgası, "Kuzey Suriye" denklemini de etkileyebilir mi? Bu yönde bazı gelişmelerin yaşandığına dair işaretler var:

a) ABD, Özgür Suriye Ordusu'ndan (ÖSO) "radikal İslamcılara" fazla kucak açtığı için şikayetçi. Suriye'yi böyle bir güce teslim etmek istemediğini her fırsatta belli ediyor. Libya’daki ABD Büyükelçisi’nin katledilmesinin ardından yayılan son protesto dalgası ise Washington'un kaygılarını daha fazla arttırmış vaziyette.

b) Suriye Kürtleri, ÖSO'ya katılmadılar. ÖSO ve Suriye Ulusal Konseyi (SUK), Kürtlerin özerklik taleplerine sıcak bakmıyordu. Suriyeli Kürtlerin bazı temsilcileri, Batılı başkentlerde, ÖSO ve SUK'tan uzak durma gerekçelerini bu oluşumların Selefiler ve müslüman kardeşlerin kontrolünde olduğunu, liberallerin, seküler grupların, Hristiyanlar ve Dürziler gibi azınlıkların dışlandığını ileri sürerek açıklıyorlardı.

c) Son günlerde ÖSO'dan farklı, seküler unsurların ağır bastığı yeni bir ordu kurulmasının istendiğine dair bilgiler basında yer aldı.Örnek: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21450202.asp

d) Dünya medyasına yansıyana haberlere göre; Suriye Kürtleri, Washington'un protesto dalgasıyla daha da kabaran hassasiyetlerine seslenmeye başladılar. ABD ve Avrupa'nın destekleyeceği, İslamcıların denetimi dışında "demokratik bir alternatife, bir ılımlılık cephesine, din dışı bir çatıya" katılmak istediklerini söylüyorlar. Bkz. http://english.alarabiya.net/views/2012/09/15/238085.html

e) Suriye muhalefetini yeniden örgütleme girişiminin sonucu henüz belirsiz. Ancak yine de, PYD'nin bu görüşmelerin neresinde olduğu, SUK'un reddettiği özerklik taleplerine muhtemel yeni çatı altında nasıl bakılacağı soruları şimdiden akılları kurcalamalı. Elbette, PYD’nin Türkiye sınırındaki bazı yerleşim birimlerine PKK bayrakları çekmesinin ardından mesaj verdiğimiz yerlerde ne olup bittiğine de şu günlerde daha fazla dikkat etmeliyiz.


PAYLAŞ