TÜRK OCAKLARI

GENEL MERKEZİ

Anadolu Mektebi – Kültürel Bir Başarı Hikâyesi

58. ve 59. Hükümetlerde Tarım ve Köy İşleri Bakanı olan Prof.Dr. Sami Güçlü, 2011’de siyaseti bırakarak akademik hayata döndü, Sakarya Üniversitesi’nde öğretim üyesi oldu. Burada görevini sürdürürken, öğrencilere düzenli ve metodlu okuma ve anlama alışkanlığı kazandırmak maksadıyla 12 kişilik “gönüllü” öğrenci grubuyla bir çalışma başlattı. Ciddi ve ısrarlı çabalarının sonucu grup giderek genişledi, katılım arttı, sunumlar ilgiyle izlenmeye başladı.

Prof. Sami Güçlü bu girişimin amacını şöyle açıklıyor: “Türk kültürüne ve medeniyetine katkı yapan yazarlarımızın, şairlerimizin eserlerini ve bunlar hakkında yazılan kitapları gençlerimizin bir sıra dahilinde okumalarını, üzerinde düşünmelerini, bunun ardından okuduklarıyla ilgili düşüncelerini yazılı hale getirerek düzenlenen panellere tebliğ olarak sunmalarını, grup üyeleriyle bunların konuşulmasını, tartışılmasını istiyoruz. Böylelikle kitaplardaki fikirlerin, görüşlerin etraflı şekilde öğrenilmesinin, yazarların bütün yönleriyle tanınmasının mümkün olacağını düşünüyoruz.

Prof. Güçlü’nün şahsi girişimiyle 2012 yılında başlattığı okuma faaliyeti, yoğun çabaları ve takipçiliği sonucu çok verimli oldu. İlk yıllarda okuma programlarında Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nurettin Topçu ve Cemil Meriç yer almıştı. Mehmet Akif’in eserlerinin okunduğu 2015 yılında lise öğrencileri de programa dahil edildi. Halen 25 üniversite ve bölgede yürütülmekte olan okuma faaliyeti, Prof.Nabi Avcı’nın bakanlığı döneminde alınan kararla bakanlık tarafından da desteklenmeye başladı.

Gönüllülük esası üzerinden yürütülen bu “sivil nitelikli” faaliyet geçen yıldan itibaren “Anadolu Mektebi” diye adlandırılıyor. Başkanlığını Sami Güçlü’nün yaptığı bir “Yürütme Kurulu” oluşturularak kurumsal bir nitelik kazanmış bulunuyor.

Anadolu Mektebi’nin geçen yılki programında Mustafa Kutlu vardı. Ayrıca doğumunun 90’ncı yılı dolayısıyla Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’yla, TÜRKSOY’un 2017 yılını “Cengiz Aytmatov Yılı” ilan etmesi üzerine, Anadolu Mektebi, bu büyük yazarın bütün eserlerini içeren geniş bir okuma programı hazırladı.

Bu kapsamdaki ilk toplantının bu yılın “Türk Dünyası Kültür Başkenti” olarak ilan edilen Kastamonu’da yapılmış olması anlamlı bir tercihti. Bu konudaki ikinci toplantı 23-25 Ekim’de Gaziantep’te yapıldı. Cengiz Aytmatov’un eserleri

Türkiye’li öğrencilerin yanı sıra, öğrenim için ülkemizde bulunan yüze yakın Türk Dünyası’ndan öğrencinin katılımıyla okunup anlatıldı. Programın son bölümü 28 Kasım’da Ankara’da yapıldı. Böylece sadece Kırgızistan’ın değil Türk Dünyası’nın ortak değeri olan Cengiz Aytmatov, Türkiye’de kendisine yaraşır kapsamlı bir programla anılmış oldu.

Anadolu Mektebi’nin 2018-2019 programında edebiyat ve fikir dünyamızdan çok önemli isimler yer alıyor: Yahya Kemal, Samiha Ayverdi, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cengiz Dağcı. Ayrıca bu yılın doğumunun 100’ncü yılı olması dolayısıyla Tarık Buğra da unutulmadı. 25-27 Eylül’de Konya ve Akşehir’de 11 farklı şehirden 40 panelist öğrenci ve birçok yazar ve akademisyenin katılımıyla, “Edebiyatımızın Yerli ve Milli Sesi” adıyla bir program sunuldu. Programda yer alan diğer yazarlar önümüzdeki yıl çeşitli şehirlerde eserlerini okuyan yüzlerce gencin arasından seçilip finale kalan panelistler tarafından anlatılmış olacak.

Prof. Dr. Sami Güçlü’nün şahsi çabasıyla başlayıp kurumsal bir nitelik kazanan “Anadolu Mektebi” fikir ve kültür hayatımız açısından son derece önemli bir girişimdir. Bu programa katılan yüzlerce gencimiz düşünce ve edebiyat dünyamızda iz bırakan yazarlarımızın, şairlerimizin eserlerini düzenli ve metotlu bir tarzda okuyarak, üzerlerinde düşünüp konuşarak ciddi bir kültürel alt yapı ediniyorlar; okuma alışkanlığı kazanıyorlar. Eğitim ve Kültür Bakanlıklarımız, üniversitelerimiz milli şuur sahibi bir insanın şahsi çabasıyla gerçekleştirdiği bu faaliyeti model olarak ele almalı, kendi bünyelerinde daha geniş katılımlarla yürütülecek hale getirmenin yollarını aramalıdır.

Anadolu Mektebi girişiminin başarısının sebebi Sami Güçlü’nün gayretlerinin yanı sıra, programın “milli ve yerli” olması konusundaki ilkeli ve kararlı tavrıdır. Bu çizgi Prof. Güçlü’nün belirlediği hassasiyetler korunarak sürdürülmelidir. Çeşitli mülahazalarla dışarıdan müdahale edilip farklı bir rotaya çekilmeye, siyasallaştırılmaya kalkışılırsa yeşerip gelişme istidadına sahip olan ve gelecek vaadeden bu örnek faaliyet baltalanmış olur, yazık edilir.