Sen ki göklere kaldırdın iyilik sancağını, Sen ki yerlere gömdün kötülüğün adını… Sanıyor musun ki öldü Ebu Cehiller, Ve ölmediler bir
  Namına düşen yine yanık türküler Şahbaz ırkımın çekik gözlü emaneti Bildin duydun aldın değil mi kandaş Adına methiyeler düzülen nağmeleri Silah deği
  “Gül” aşkına yaratıldı bu âlem, Varlık vâr olmazdı “Gül” olmasaydı… Ne Esmâü’l-Hüsnâ, ne Levh ü Kalem, &Ac
  ALTAY’DAN TUNA’YA KILIÇ KUŞANDIK VARŞOVA’DAN YEMEN’E AT KOŞTURDUK HAÇLI ORDUSUNU BOZGUNA UĞRATTIK SULTAN ALPARSLAN’DAN MİRAS BU VATAN UYAN EY TÜ
  Yazmak! Bir Anka Kuşu’nun, küllerinden yaratmasıdır kendini… Yazmak! Kıvrak bir arabayla, gerçeğin keskin kıyılarından teğet geçiş! Yazmak! İçerisi &
  Hüngür hüngür ağlarken gördüm, Seyhun’la,Ceyhun’u. Ben vefasızmışım unuttum çoktan Göktürk’le,Hun’u. Garip kaldı tari
  Türkmen dense KERKÜK gelir aklıma Her kurşunda bir TÜRK gelir aklıma Savaş olsa mertlik gelir aklıma. ………Silahsıza ölüm yazan alçaklar
-Orhan Kavuncu’nun Miladi 61, Kameri 63. Yaş Günü için- Bir kutlu iş için çağırdı da Orhan Hoca Ocak’ta  toplandık, Cennetmekan Galip Hoca Kü&cce
Mabedimden şahlandı ezan bir seher vakti Zalimin uyanıklığı baştan aşağı şeytani Kana bulanmış Kenan ili Azgın istekleri yol gösterir Gayya vadisini Dün sabah doğmadı mı şarkın güneşi?